DARWINİZM'İN KARANLIK YÜZÜ-1

DARWINİZM VE KOMÜNİZM ARASINDAKİ TARİHİ İTTİFAK

Güçlerini Darwinizm'den alan, yaptıkları zulümleri ve acımasızlıkları Darwinizm'in sahte bilimsel kılıfı ile makul göstermeye çalışan komünizm ve faşizm gibi ideolojiler 20. yüzyılda on milyonlarca insanın ölümüne, açlığına, sefaletine, mutsuzluğuna ve her yönden acı çekmelerine neden olmuştur.



Darwinizm bu ideolojilere hayat veren, onları besleyen, güçlendiren ve yıllar boyunca ayakta kalmalarını sağlayan yegane kaynaktır. Darwinizm, insanları Allah'ı inkara sürükleyerek ve "çatışmayı" doğal bir toplum düzeni sayarak, komünist ideolojinin ayrılmaz bir parçası olmuştur.



Komünizmin kurucuları Karl Marx ve Friedrich Engels, Darwin'in evrim teorisinin ideolojilerine sağladığı katkıyı açıkça belirtmişlerdir. Karl Marx, Darwin'in evrim teorisinin temelini oluşturan "Türlerin Kökeni" adlı kitabı için "...Bizim görüşlerimizin doğal tarihsel temelini içeren kitap budur işte!" (Marx ve Engels Mektuplar, s. 426) demiştir. Hatta daha da ileriye giderek, Darwin'e olan sempatisini, en önemli eseri sayılan Das Kapital'i Darwin'e ithaf ederek göstermiştir. Kitabın Almanca baskısına el yazısı ile şöyle yazmıştır: "Charles Darwin'e ateşli bir hayranı olan Karl Marx'tan."

Engels ise Darwin'in kitabı hakkında Marx'a şöyle yazmıştır: "Şu anda kitabını okumakta olduğum Darwin, tek kelimeyle muhteşem." (Conway Zirkle, Evolution, Marxian Biology and the Social Scene, Philadelphia; the University of Pennsylvannia Press, 1959, s. 527)

Rus komünist devrimini gerçekleştiren Bolşeviklerin önderlerinden olan Leon Trotsky de "Darwin'in büyük buluşu, tüm organik madde alanında diyalektiğin en büyük zaferi oldu." (Alan Woods, Ted Grant, Marxism and Darwinism, London; 1993) şeklindeki sözüyle Darwinizm'e olan bağlılığını ifade etmiştir.

20 milyon insanı katleden, vahşetten özel bir zevk almasıyla tanınan acımasız bir katil olan Rus komünist diktatör Stalin de Darwinizm'e verdiği önemi şöyle açıklamıştır: "Genç nesillerin zihnini yaratılış düşüncesinden arındırmak için onlara tek bir şeyi öğretmeliyiz: Darwin'in öğretilerini." (Kent Hovind, The False Religion of Evolution, http://www.nsv.tis.net/....ke4vol/evolve/ndxng.html (bu kitap sadece internette yayınlanmıştır)

Kızıl Çin'i kanlı bir devrimle kuran komünist diktatör Mao da kurduğu bu düzenin felsefi dayanağını, "Çin sosyalizminin temeli, Darwin'e ve Evrim Teorisine dayanmaktadır" (K. Mehnert, Kampf um Mao's Erbe, Deutsche Verlags-Anstalt, 1977) sözleriyle açıkça belirtmiştir.

Ülkemizde de yüz binlerce aileyi acı içinde bırakan, milyonlarca gencin hayatlarının sönmesine neden olan bu ideolojilerin, fikir ve kültür dünyasından ebediyen silinmeleri için Türk milleti'ne önemli bir görev düşmektedir. Milletimiz bu görevi aşk ve şevkle yerine getirmektedir.

DARWINİST-MATERYALİST EĞİTİMİN NASIL SİNSİCE BİR YÖNTEM İZLEDİĞİNİ BİLİYOR MUSUNUZ?



DARWINİST EĞİTİM

Günümüzde savaşların bitmemesinin, terörist faaliyetlerin durdurulamamasının ve ırkçı saldırıların gün geçtikçe daha da artmasının nedeni dünyanın dört bir yanında verilen Darwinist-materyalist eğitimdir. Peki şiddeti, vahşeti, savaşı bir yaşam şekli haline getiren insanların nasıl buhale geldiklerini hiç düşündünüz mü? Bunun nedeni bu gencecik insanların eğitim kurumlarında aşama aşama şiddete alıştırılmasıdır. Darwinist-materyalist eğitim şu şekilde gelişir:

1. AŞAMA: Evrim teorisi kaynak alınarak, herşeyin tesadüfler sonucu var olduğu telkin edilir.

2. AŞAMA: Evrim teorisi'nden yola çıkarak, insanların atalarının hayvan olduğu yalanı söylenir.

3. AŞAMA: Evrim Teorisi dayanak olarak gösterilerek, insanlar arasında üstün ırk ile ilkel ırk diye bir fark olduğu iddiası öğretilir.

4. AŞAMA: Evrim teorisi temel alınarak, insanların hiç kimseye karşı sorumlu olmadıkları safsaftası aşılanır.
5. AŞAMA: Evrim teorisine göre ayakta kalabilmek için zayıfları, sakatları, hastaları yok etmenin meşru olduğu öne sürülür.



DARWINİST EĞİTİMİN SONUÇLARI

SONUÇ: Artık her türlü insanlık dışı cinayeti gözünü kırpmadan işleyen, şiddeti, vahşeti, tecavüzü, hırsızlığı, katliamı, kundaklamayı meşru gören eli kanlı robotlar ortaya çıkmıştır.

Gençlerini bu eğitimle belaya sürükleyen dünya ülkelerinin tek umutları şerefli Türk halkıdır. Çünkü milletimiz bu büyük tehlikenin farkındadır ve tüm dünyayı hedef alan güçlü bir kültürel hamleyle yeryüzünde barış ve huzur dolu bir dönem başlamasına öncülük edecektir.

DARWINİZM, GEÇTİĞİMİZ YÜZYILI KAVGALARIN VE SAVAŞLARIN YÜZYILI HALİNE GETİRMİŞTİR

Darwinizm, sürekli mücadele, kavga ve savaşların hayvanları ve insanları mükemmelliğe götürdüğüne inanır. Savaşsız bir dünyanın ise insanlığı geriye götüreceğini iddia eder. Darwinizm'in bu mantığına göre savaş yoksa bile savaş çıkarılmalıdır.



HİTLER: "SÜREKLİ SAVAŞIN BİR YAŞAM KANUNU OLDUĞU BU DÜNYADA, SAVAŞMAK
İSTEMEYEN YAŞAM
HAKKINA SAHİP DEĞİLDİR."


Kan dökmek, boğuşmak, kavga etmek, saldırmak, mazlumu ezmek, acımasız ve zalim olmak ve bu şekilde büyüyeceğini sanmak, şeytanın sadist mantığının bir yansımasıdır. Bu sapkın fikirleri kabul edenler şeytanın oyuncağı olmakta, onun elinde adeta bir vahşet makinasına dönüşmektedirler. Dünyada milyonlarca komünisti ve faşisti bu mantıkla eğitenler emellerine ulaşmak için Darwinizm'in ve materyalizmin teorisyeni ve kışkırtıcısı olmuşlardır. Şeytanın kan dökme arzusunu Darwinizm gibi şeytani bir mantıkla savunan bu kişiler Kuran'daki tarifi ile "Şeytanın kardeşleri olurlar ve insanları sapıklığa sürüklerler." (Araf Suresi, 202)

Faşist Hitler de, Darwinizm'in etkisi altında kalarak, şeytanca bir fikri savunmuş ve insanlara acı, gözyaşı ve zulüm getirmiştir. Hitler'in şu sözleri, onun Darwinizm'in savaş çağrılarından nasıl etkilendiğinin bir göstergesidir:
"Doğa, güçlüler ile zayıflar arasında bir savaş, güçlülerin zayıflar üzerindeki mutlak galibiyetidir. Eğer böyle olmasaydı, doğada sürekli bir bozulma olurdu... Yaşayan savaşmak zorundadır. Sürekli savaşın bir yaşam kanunu olduğu bu dünyada, savaşmak istemeyen yaşam hakkına sahip değildir." (Clark Robert, Darwin: Before and After, s. 115)

Oysa Kuran'da insanlar, "Ey iman edenler hepiniz topluca barış ve güvenliğe girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o size apaçık bir düşmandır." (Bakara Suresi, 208) ayetiyle, sevgi, dostluk, barış, güvenlik ve esenliğe çağırılır.

Tüm insanlığın huzuru, güvenliği ve barışı için, Darwinizm aldatmacasına karşı insanlar uyarılmalı ve yerine Kuran ahlakı anlatılmalıdır.

MARKSİZM = DARWINİZM
ANARŞİZM = DARWINİZM
KOMÜNİZM = DARWINİZM
FAŞİZM = DARWINİZM
BÖLÜCÜ TERÖR = DARWINİZM

ÇÖZÜM: YARATILIŞ GERÇEĞİNİN ANLATILMASI VE KURAN AHLAKININ DÜNYA GENELİNDE YAŞANMASI

HİTLER VE DARWİN ARASINDAKİ KANLI İTTİFAK

Hitler acımasız ve gözü dönmüş bir ırkçıydı. Germen ırkının üstün ırk olduğunu iddia ediyor ve diğer ırkların yok edilmeleri gerektiğine inanıyordu. Ve bu inancını uygulamaya koydu. Avrupa'da 50 milyona yakın insanı acımasızca katletti! Hitler'in ırkçı görüşlerinin kaynağı ise Darwin'di. O da Darwin gibi, sözde üstün ırkın dışındaki ırkların, evrimi tamamlanmamış maymunlar olduklarına inanıyordu. Bir sözünde şöyle demişti:
"Kuzey Avrupa Almanlarını insanlık tarihinden çıkarın, geriye maymun dansından başka bir şey kalmaz". (Carl Cohen, Communism, Fascism and Democracy, s.408)

Darwin ise, Türlerin Kökeni isimli kitabında ırkçı vahşeti şöyle körüklemişti:

"Belki de yüzyıllar kadar sürmeyecek yakın bir gelecekte, medeni insan ırkları, vahşi ırkları yeryüzünden tamamen silecek ve onların yerine geçecek. Öte yandan insansı maymunlar da kuşkusuz elimine edilecekler. Böylece insan ile en yakın akrabaları arasındaki boşluk daha da genişleyecek."

Acımasızlıklarını, saldırganlıklarını, vahşiliklerini Darwinizm'in sahte bilimsel yüzüyle meşrulaştırmaya çalışanlar bugün hala dünyanın dört bir yanında kan dökmeye, insanlara korku ve dehşet yaşatmaya devam ediyorlar. Darwinizm'in sahte maskesi bilim yoluyla yüzlerinden indirilmediği sürece de devam edecekler.

Dünyanın bu belalardan kurtulması için Darwinizm'in bilimsel açıdan büyük bir sahtekarlık ve aldatmaca olduğu tüm dünyaya anlatılmalıdır.

DÜNYAYA ZULÜM GETİRENLERİN KOYU BİRER DARWINİST OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUNUZ?

Darwinizm, terörün, anarşinin ve zulmün temelidir. 20. yüzyıla yıkım getiren tüm faşistler koyu birer Darwinistti. Hitler ve Mussolini konuşmalarında sık sık Darwinist söylemlere yer veriyorlardı. Bugün bu Faşistler hayatta değiller, ancak ideolojilerini yaşatanlar, dünyanın dört bir köşesinde hala katliam ve zulümlerine devam ediyorlar. İdeolojilerini dayandırdıkları Darwinizm, fikren çürütülmediği sürece de, bunları yapmaya devam edecekler. Bu gerçekler görmezlikten gelinmemeli ve acil tedbirlerle Darwinizm aldatmacasına karşı insanlar bilinçlendirilmelidir.

Mussolini: "Şiddet tarihte itici güçtür ve savaş devrim getirir… Demire sahip olan ekmeğe de sahip olur."

Hitler: "Yaşayan savaşmak zorundadır. Sürekli savaşın bir yaşam kanunu olduğu bu dünyada, savaşmak istemeyen yaşam hakkına sahip değildir."

Darwin: "Belki de yüzyıllar kadar sürmeyecek yakın bir gelecekte, medeni insan ırkları, vahşi ırkları tamamen yeryüzünden silecekler ve onların yerine geçecekler."

KOMÜNİZM'İN 20. YÜZYIL BİLANÇOSU!


SSCB: 20 milyon ölü
ÇİN: 65 milyon ölü
VİETNAM: 1 milyon ölü
KUZEY KORE: 2 milyon ölü
KAMBOÇYA: 2 milyon ölü
DOĞU AVRUPA: 1 milyon ölü
LATİN AMERİKA: 150 bin ölü
AFRİKA: 1.7 milyon ölü
AFGANİSTAN: 1.5 milyon ölü
TOPLAM: YAKLAŞIK 100 MİLYON ÖLÜ

Geçtiğimiz yüzyılda katliamlar, savaşlar, ayaklanmalar nedeniyle insanlar büyük acılar yaşadı. Bunların nedeni ise komünizm adı altında başlatılan korkunç bir sınıf çatışması ve üstünlük mücadelesiydi. Bu mücadelede hiçbir sınır tanınmıyordu; insani duygular, acıma, insaf etmek, vicdan gibi hisler tamamen kaybolmuştu. Komünizmin etkisine giren insan toplulukların yaşadıkları yerler, bir anda vahşi hayvanların yaşamak ve beslenmek için kıyasıya mücadele ettikleri arenalara dönüşmüştü. Nasıl vahşi bir hayvan besin ve yerleşim yeri elde etmek için kendi türüyle kıyasıya bir çatışmaya girerse, bu insanlar da aynı şekilde "hayvanlar" gibi davranıyorlardı.

Peki bir insanı böylesine acımasız, zalim, vicdansız, vahşi hale getirebilen etken neydi?

İşte bu noktada karşımıza çıkan isim, Charles Darwin'dir. Darwin'in evrim teorisi komünist dinsizliğin etkisindeki insanlara aslında bir hayvan oldukları ve hayvanlar nasıl yaşam için mücadele ediyorlarsa kendilerinin de öyle davranması gerektiği yalanını söylemişti. Ve bu insanlık dışı hareketlere kendince meşruiyet kazandırmıştı. Bolşevik liderlerin, saldırganlık, terör ve katliamlar konusunda bu kadar açık ve cüretkar konuşabilmelerinin tek nedeni Darwin'in evrim teorisinden aldıkları onay idi. Nitekim evrimci P.J. Darlington vahşetin evrim teorisine inanmanın doğal bir sonucu olduğunu şöyle belirtir:

"Birinci nokta bencillik ve vahşet içimizdeki doğal bir şeydir, en uzak atamızdan bize miras kalmıştır… O zaman vahşilik insanlar için normaldir; evrimin bir ürünüdür." (P.J. Darlington, Evolution for Naturalists , s.243)

Tüm bu gerçekler karşısında 21. yüzyılda geçen asrın acılarını yaşamak istemeyen insanlara düşen görev, Darwinizm temelli tüm vahşi ideolojileri fikri yönde çökertmektir. Bunun yolu da bu ideolojilerin temelini yani evrim teorisini yıkmaktır. Evrim teorisinin yıkılışıyla birlikte 21. yüzyıl İslam dininin getirdiği güzelliklerin, aydınlığın, sevginin, şefkatin, fedakarlığın, dayanışmanın yaşandığı bir asır olacaktır.


KOMÜNİZM ÖLMEDİ, GİZLENDİ! YENİ BİR KİMLİK ALTINDA YAŞAMAYA DEVAM EDİYOR!

Yıllar boyunca komünizmin kalesi olarak görülen Sovyetler Birliği'nin dağılması, tüm dünyada "Komünizm Yıkıldı!" sözleriyle kutlandı. Buna göre, Stalin, Mao ve Pol Pot gibi komünist liderlerin yıllar boyunca yaptıkları insanlık dışı zulümler son bulmuş, artık geri dönmemek üzere tarihin karanlıklarına gömülmüştü.

Oysa bu çok büyük bir aldatmacadır. Çünkü Marksist teoriye göre tarihi gelişmeler üç aşamadan oluşur. Feodalizmden kapitalizme, ondan da komünizme geçilmesi gerekmektedir. Ancak Rusya'da komünizme geçiş çok hızlı olmuştur ve Karl Marx'ın teorisi tam olarak uygulanmamıştır. O nedenle şu an kapitalist bir dönem denenmekte ve komünizme geçiş için gün sayılmaktadır. Şu an yapılan tüm sistem değişiklikleri, atlanmış olan söz konusu kapitalist safhayı bir an önce tamamlamaya yöneliktir.

Lenin'in "Bir Adım İleri İki Adım Geri" isimli kitabı, Mao'nun "Üç İleri, İki Geri" mantığı ile anlattıkları ünlü komünist taktik Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla uygulamaya konmuştur. Rusya bu tarihi sürecin başlangıcını yaşayamadığı için geriye doğru bir adım atma ihtiyacı hissetmiştir. Eksik olan kapitalizm aşamasını en kısa sürede tamamlayıp, yayın gerilip daha hızlı ileri fırlaması gibi ani bir atılımla gerçek komünizme geçiş yapacaktır. Hedef değişmemiş, ama yöntemler değişmiştir.

Komünistlerin amacı, kapitalizmi en vahşi şekliyle uygulamak; böylece ekonomik güçlükler altında halkı ezip, mafya ile sindirip, ahlaki dejenerasyonu tırmandırıp en sonunda komünizmi tek çare gibi göstermektir. Bu nedenle bugün Rusya'da küçük kızlar satılıyor, insanlar soğuktan, açlıktan ölüyorlar, uyuşturucu bağımlılarının, AIDS'lilerin sayısı her geçen gün daha da artıyor, mafyanın hakimiyeti giderek güçleniyor, halk sürekli korku ve dehşet yaşıyor.

SSCB'nin ise sadece ismi değişti, askeri gücü, yönetim kadrosu ve zihniyeti ile aslında tam bir komünist devlet. Bugün hala Türki devletlerin üzerindeki askeri baskısını devam ettiriyor. Tüm değişiklikler göstermelik ve sinsice.
Rusya'da yaşananlar "çekicin yeni ve daha güçlü bir vuruş için yukarı kaldırılması"ndan ibarettir. Kapitalist sistem sayesinde din ve aile gibi var olan tüm diğer kurumlar tamamen ortadan kaldırılacak, özgürlük adı altında toplum çok büyük bir dejenerasyona itilecektir. Ekonomik hayatta yaşanan büyük çöküş, açlığın ve yoksulluğun artması, mafyanın tüm gücü eline alması, komünizmin eskisiyle ölçülmeyecek kadar kuvvetlenmesini ve taraftar bulmasını sağlayacaktır. Böylelikle komünizm kendiliğinden iktidarı ele alacak ve ihtiyaç içinde olan insanlar buna karşı koyamayacaktır. Bunun sonunda Marx'ın teorisi tam olarak hayata geçirilmiş olacak ve komünizm eskisinden daha güçlü olarak siyaset dünyasına dönecektir.

Ancak Türk milleti bu tehlikenin yıllar önce farkına varmış ve gereken önlemleri almıştır. Yapılması gereken tek şey komünist düşüncenin tüm fikri dayanaklarının ortadan kaldırılmasıdır. Komünist ideolojinin en önemli hayat damarı Darwinist düşüncedir. Darwinizm'in bilim karşısındaki büyük yenilgisinin tüm delilleriyle ortaya konması, komünizmi de yerle bir edecektir.

YERYÜZÜNDE BARIŞIN VE GÜVENLİĞİN TEMİNATI İÇİN, DARWINİZM İDDİASININ GEÇERSİZLİĞİ ORTAYAKONMALIDIR

DARWINİZM canlıların Allah tarafından yaratılmayıp tesadüfen oluştuğunu ve zaman içinde evrimleşerek bugünkü durumuna ulaştığını savunur.

Darwinizm'i temel dayanak noktası olarak benimseyen MATERYALİZM ve KOMÜNİZM ise, toplumların da canlılar gibi diyalektik olarak değiştiğini, buna göre kapitalist toplum düzeninden sonra komünist toplum düzenine geçileceğini telkin ederler.

Bugün Rusya'da her ne kadar kapitalist bir düzen hüküm sürüyor gibi gözükse de, gerçekte eski komünist sistemin bütün unsurları hala mevcudiyetini sürdürmektedir. Lenin ve Stalin'in takipçisi olan eski KGB ajanı Putin başta olmak üzere, çok sayıda üst düzey yönetici ve yerel idarecinin komünist olmasının yanısıra, devlet düzeni ve işleyişi ile idari yapılanma da, komünist rejimin derin izlerini hala taşımaktadır.



Lenin'in ardından Komünist Partisinin başına geçen Stalin dünyanın en kanlı diktatörüydü. 30 yıllık iktidarı boyunca komünizmin acımazısızlığını halka yaşattırdı. Bugün başta olan Putin de Lenin ve Stalin'in kaldığı yerden devam etmektedir.

Bunun sebebi, Rusya'da komünizmin hiçbir zaman gerçekten yıkılmamış ve sadece geçici bir süre "nadasa bırakılmış" bir düzen olmasıdır. Söz konusu komünist kadrolar, inandıkları toplumsal diyalektik prensipleri gereği, uygun zaman ve zeminde bu düzeni tekrar yeşertmek ve hayata geçirmek için beklemektedirler. Bu süreci hızlandırmak maksadıyla bir yandan, resmi olmayan gizli bir kapitalist tehditle bölgedeki Türk Devletlerini baskı altında tutmaya çalışmakta ve özgürlüklerini engellemektedirler. Diğer yandan da, illegal kapitalist güçleri, Rus halkını ezmek için kullanmaktadırlar. Tüm bu tehdit ve baskılar neticesinde bunalan insanların komünizmi arar hale geleceğini hesap etmektedirler.

Unutmamak gerekir ki, Allah yeryüzünde huzuru, barışı, dostluk ve kardeşliği emrederken, Darwinizm'in orman kanunlarına inanan tüm komünist önderler, 20. yüzyılda dünyayı zulümle doldurmuşlardır. Masum insanları ailelerinden, çocuklarından, anne babalarından ayırmışlar, türlü işkencelerle katletmişler, kadın-erkek, çocuk-yaşlı ayırmadan toplu kıyımlar yapmışlar, milyonlarca insanı açlıktan kırıp geçirmişler, milyonlarcasını sakat bırakmışlardır. Ahlaksızlıkları, yolsuzlukları, adaletsizlikleri, istismar ve dejenerasyonu yaygınlaştırmışlar ve dünya üzerinde büyük bir fitne çıkarmışlardır. Tüm dünya materyalist-komünist anlayışın zalimliğine 150 yıldır defalarca şahit olmuştur.

İşte, bütün bu zulümatı dağıtmak için, materyalist ve komünist fikir akımlarının dayanak noktası olan Darwinist felsefenin karanlık yüzünü tüm insanlığa duyurmak, bu felsefenin bilimsel çöküşünü göstermek vicdani bir görevdir. Darwin'in hezeyanlarına aldanmayan, imanlı, vicdanlı ve basiretli Türk milleti bu göreve taliptir. Bu ideolojilere karşı yapacağı fikri ve kültürel mücadele ile yeryüzünde barışın ve güvenliğin teminatı olacaktır.

DARWINİST-KOMÜNİST RUSYA KARANLIK YÜZÜNÜ BİR KEZ DAHA GÖSTERDİ!

Lenin ve Stalin'le başlayan Darwinist-komünist zulüm, bugün Putin'le devam ediyor.

Masum insanları evlerinden, ailelerinden, çocuklarından, anne babalarından ayırarak, türlü işkencelerle öldüren, kadın-erkek, çocuk-yaşlı ayırmadan toplu kıyımlar yapan, milyonlarca insanı açlıktan kırıp geçiren, milyonlarcasını sakat bırakan, milyonlarca insanı evinden, işinden eden Lenin ve Stalin'in ardından Putin, Darwinist-komünist belanın bayraktarlığını yapıyor.

Müslüman Çeçen halkına yıllardır zulüm yaşatan, milyonlarca masum insanın katili Putin, kendi vatandaşlarını, askerlerini ölüme terkedince, Darwinizm'le beslenen komünist anlayışın zalimliğine tüm dünya bir kez daha şahit oldu.
Geçmişteki ataları gibi Darwinizm'in "insan bir hayvandır" yalanına inanan Putin, ne Çeçenlere, ne 118 Rus askerine, ne de kendi askerlerinin annelerine, babalarına, ailelerine acımadı. Ağlayan ve acı içindeki bir anneyi iğne ile susturacak kadar acımasızlaşan bu karanlık Darwinizm felsefesi, ilmi mücadele ile durdurulmadığı sürece, dünyadan gözyaşı, acı, zulüm ve sefalet silinmeyecektir.

... Batan denizaltında Rus Devleti tarafından ölüme terkedilen askerlerden birinin annesi Rus görevliler tarafından susturulurken...


KOMÜNİST-DARWINİST FELSEFENİN ZULMÜ HALA DEVAM EDİYOR


Komünist devlet modelinde insana verilen değer çok düşüktür. Halk adeta sürekli çalıştırılarak çıkar elde edilecek bir hayvan sürüsü gibi muamele görür. Bu anlayışın temelinde yatan neden ise, Darwinizm'dir. Komünist devletler küçük yaştan itibaren Darwinizm'in sahte telkinleriyle yetiştirilmiş, insanın biraz daha gelişmiş bir hayvan olduğu inancına sahip yöneticiler tarafından yönetilir.

Bu anlayışın etkileri geçtiğimiz yüzyılda komünist devletlerin halklarına büyük belalar getirdi. Ancak komünist-Darwinist uygulamaların insanlığa getirdiği belaları görmek için yalnızca tarihe, Stalin'e, Mao'ya, Lenin'e bakmaya gerek yok. Bugün de komünist-Darwinist yöneticiler Rusya'da ve Çin'de insanlara türlü yöntemlerle zulmetmeye devam ediyorlar.

Yeni doğan bebekleri hiç acımadan, gaddarca boğan, suçsuz insanları sebepsiz yere işkence ile öldüren Çin, Müslüman Çeçenleri katleden, evlerinden, yurtlarından eden, kendi askerlerini, soydaşlarını denizin dibinde ölüme terk eden Rusya komünist-Darwinist anlayışın zalim uygulamalarının yaşayan örnekleridir.

Dünyaya dehşet yaşatan bu zulme dur demek, yüksek vicdanlı Türk milletinin misyonudur. Türk milleti Darwinist-komünist felsefeye karşı ilmi bir mücadele ile bu zulme dur diyecektir.

KOMÜNİST ÇİN ZULMÜ ALTINDA EZİLEN DOĞU TÜRKİSTAN'IN REJİME GÖRE SUÇU AĞIR: "MATERYALİST OLMAMAK!"

Eğer Müslüman Doğu Türkistan Türkleri, Komünist Çin rejimi gibi materyalist olsalardı; yani kör, şuursuz atomların zamanla, tesadüfler sonucu biraraya gelerek şiir okuyan, şarkı söyleyen, logaritma, linear cebir problemleri çözebilen, mikroskop altında kendi hücrelerini inceleyen, bilimsel konularda nutuklar atan, konuşmalar yapan insanlara dönüştüklerine inansalardı, hiç bunlar başlarına gelir miydi?

Bu insanlar tüm kainatın başıboş bir tesadüfler zinciri içinde oluştuğunu, kendilerinin de başıboş olduğunu düşünselerdi ve sonsuz ihsan sahibi Allah'a karşı sorumlu olduklarını inkar etselerdi, böyle bir zulümle karşılaşılar mıydı?

Elbette hayır.

Eğer bu insanlar herşeyin maddeden ibaret olduğunu, insanların da şuursuz atomların tesadüfler sonucu biraraya gelmesiyle meydana gelen varlıklar olduğunu iddia eden materyalist düşünceyi benimseselerdi komünist zulme maruz kalmazlardı. Yeryüzünde bozgunculuk çıkmasının, insanlara zulmedilmesinin, kan dökülmesinin, savaşlar yapılmasının, anarşinin, terörün yegane kaynağı inkarcı materyalist zihniyettir. Bu zulmü yeryüzünden kaldırmanın yolu ise, Darwinizm'den temel bulan bu zihniyetin fikri temellerinin yıkılmasıdır.

Unutmamak gerekir ki, "zulme rıza göstermek de zulümdür". O halde, vicdan sahibi her insanın en önemli görevlerinden biri Darwinist-materyalist zihniyetle mücadele etmektir.

MASUM İNSANLARA GÖZLERİNİ KIRPMADAN SİLAH DOĞRULTAN RUS ASKERLERİ, YAPTIKLARINI GÜLEREK ANLATIYORLAR

Dünyanın dört bir yanında insanlara, çocukluk yaşlarından itibaren materyalist ve Darwinist eğitim verilmektedir. Bu eğitimin nihai hedefi ise Allah'ın varlığını inkar eden, tüm kainatın tesadüfler sonucu varolduğuna inanan ve güçlü olanın güçsüzleri yok ederek hayatta kalabileceğini düşünen nesiller meydana getirmektir. Bu zalim ruhu alan gençlerin en önemli özellikleri ise insan sevgisinden, manevi güzelliklerden ve her türlü ahlaki değerden uzak olmalarıdır. O nedenle de bu gençler masum bir insanı gözünü kırpmadan öldüren, kundaktaki bebeklere silahlarını doğrultan, savunmasız yaşlılara insanlık dışı işkenceler yapabilen eli kanlı caniler haline gelmektedirler. Bunun bir örneği de Komünist eğitimin bir ürünü olan Rus gençleridir.

Rus hükümetinin materyalist eğitimle yetiştirip, savaş meydanlarına yolladığı bu gençler, savunmasız Çeçen halkına, kadınlara, çocuklara, bebeklere ve yaşlılara karşı yıllardan bu yana çok büyük bir katliam yürütmektedirler. Darwinist öğretinin bir sonucu olarak insanı gelişmiş bir hayvan gibi gören bu kişilerin en önemli özellikleri ise, yaptıkları vahşetten büyük bir zevk almaları, işkenceyi eğlenmek için yapmaları ve tüm yaptıklarını da gülerek ve alay ederek anlatmalarıdır. İşte Rus askerlerinin ağzından insanın tüylerini ürperten işkence örnekleri:

- ÖNCE KULAKLARINI, SONRA DİĞER ORGANLARINI BİRER BİRER KESERDİK. ÖLDÜRMEK EĞLENCELİYDİ. BİR ÇEÇEN'İ YAVAŞ YAVAŞ ÖLDÜRMELİ. ÖLÜM HIZLI OLURSA TADI ÇIKMAZ.

- BİR ÇEÇEN KADINI DÖRT AYRI ARACA BAĞLADIK VE ARABALARI İLERLETİNCE KADIN DÖRT PARÇAYA AYRILDI. ETRAF KAN GÖLÜ OLMUŞTU, AMA BİZ ÇOK EĞLENMİŞTİK.

- EN GÜZEL YÖNTEMLERDEN BİRİ, MİĞFERİ ATEŞTE ISITMAK, ALEVDEN KIPKIRMIZI HALE GELDİĞİ ZAMAN DA, KURBANIN KAFASINA GEÇİRMEKTİ. HEPSİNİ TEKER TEKER HATIRLIYORUM. ÇOK ZEVKLİYDİ.

Bir Rus askerinin dile getirdiği bu sahnelerin benzerleri Çeçenistan'da, Filistin'de, Keşmir'de, Doğu Türkistan'da, Endonezya'da, Filipinler'de, Burma'da, Mısır'da, Etiyopya'da ve daha dünyanın pek çok ülkesinde yıllardır yaşanmaktadır. Dinsiz oldukları ve Allah korkusu taşımadıkları için kalpleri katılaşmış olan bu insanlar geçmişte olduğu gibi bugün de dünyaya acı, gözyaşı, bela getirmektedirler.

Dünyaya verdiği nizam ile tanınan Türk milletinin, bu insanlık dışı vahşet karşısında kayıtsız kalması mümkün değildir. Bu nedenle de dinsizliğin eli kanlı birer robot haline getirdiği bu gencecik insanlara adaleti, insanlığı, sevgiyi, saygıyı, sadakati, vefayı, şefkati ve dostluğu öğretecek olan da yine Türk milleti olacaktır.

DARWINİST-MATERYALİSTLERİN SİNSİ TAKTİKLERİ

Rusya'da komünizm aslında yıkılmadı. Bu, Darwinist materyalistlerin bir oyunudur. Bu oyuna göre, çekici daha hızlı vurmak için çekiç biraz daha geri çekilmiş ve hız alması sağlanmıştır. Böylece Marksistlerin "bir ileri iki geri" taktiği uygulanmaktadır.

Bugünkü sistemle Rus halkı kasıtlı olarak ağır ekonomik baskı altında ezilmekte, ahlaki dejenerasyon son hızla tırmandırılmaktadır. Böylece halka sözde "komünizm günleri aratılmakta" ve halka "Yeter! Komünizm bile daha iyiydi" dedirtilmeye çalışılmaktadır. Yani suni bir felaket ortamı imal edilerek, komünizmi geri getirmek için sebep meydana getirilmektedir.

İnsanlık bu tuzağa düşmemelidir. Çünkü komünizm hiçbir sorunun çözümü olamaz. Hatta, tarih boyunca en büyük belalar komünizmle gelmiştir. Lenin, Stalin, Mao gibi komünist liderler on milyonlarca insanı açlık ve kıtlıkla, on milyonlarca insanı işkence ile öldürtmüş, on milyonlarcasını yurtlarından sürdürmüş, on milyonlarcasını ise evinden, ailesinden ayırmış, işsiz bırakmıştır.

Günümüzde dünya toplumlarında yaşanan zorluk ve sıkıntıların gösterdiği önemli gerçek dinin gerekliliğidir. Dinsiz toplumlar her zaman yok olmaya, dejenere olmaya ve güçsüzleşmeye mahkumdurlar. Bu nedenle tek çözüm Kuran ahlakının yaşanmasıdır.

Türk milleti bunun en güzel örneğidir. Tarihinin hiçbir döneminde komünist ve faşist tuzaklara düşmeyen milletimiz, en zor günlerinde dahi imanı, vicdanı ve güçlü şahsiyeti ile zorlukların üstesinden gelmeyi bilmiştir.


HİTLER'İN DARWINİST HEZEYANLARI SON BULMADI!

Adolf Hitler, 1933

"Gençlerin eğitimi ile ilgili düşündüğüm program oldukça zorlu. Öncelikle tüm zaaflar yok edilmeli. Benim hayalimdeki Alman Düzeninin sağlam kalesinde yetişen gençler öyle olmalılar ki önlerinde dünya titremeli. Ben ZALİM, HÜKMEDEN, KORKUSUZ, VAHŞİ BİR GENÇLİK istiyorum. Olmanız gereken sadece bu. Bu insana zor gelebilir. Ama bu konuda zayıflık veya gevşeklik gösterilmemelidir. İnsanın gözünde o MÜKEMMEL BAŞIBOŞ VAHŞİ HAYVAN BAKIŞI tekrar parlamalı… İşte ben binlerce yıldır süregelen insanın evcilleştirilme sürecini bu şekilde yok edeceğim… İşte ben Yeni Düzeni böyle kuracağım…"

Faşist diktatör Hitler, çocukları 8 yaşından itibaren yukarıdaki sözlerle eğitti. Kuşkusuz bu vahşi düşüncelerle yönlendirilen, beyinleri yıkanan gençler için saldırganlık, öldürme, yaralama, işkence yapma, zulmetme dışında bir alternatif yoktu. Dünya insanları bu tehlikeye karşı uyanık olmalıdır! Çünkü aradan 70 sene geçmiş olsa da bu hezeyanlar hala son bulmamıştır. Bugün dünyada Hitler, Mussolini, Franco gibi faşist liderler yoktur; ancak onların izini takip eden neo-naziler, Dazlaklar hala Darwinist yalanlarla eğitilmektedir. Onlar da 70 sene önceki yaşıtları gibi kargaşa, anarşi, zulüm, kaos dolu bir yaşama sürüklenmektedir.

Yeryüzündeki bu belaları durdurmak Darwinizm'in fikren çökertilmesi ile mümkündür. Bu şanlı görevi Kuran ahlakının gereği olarak tüm insanları "barış yurdu"na çağıran TÜRK MİLLETİ yerine getirmektedir.
 

DARWINİST-FAŞİST EĞİTİM, MİLLETLERE YIKIM GETİRMEKTEDİR


Faşist Mussolini döneminde gençler "Tek çözüm güçtür", "İnan! İtaat Et! SAVAŞ!" sloganlarıyla yetiştirildiler ve gözünü kırmadan adam öldürebilen, insanlıktan çıkmış varlıklar haline geldiler. Bugün de Darwinist-materyalist eğitimde gençlere "güçlü olan yaşar, zayıf olan elenir" mantığı öğretilmektedir. Bu büyük tehlikeye karşı uyanık olmak insanlığın geleceği açısından son derece ehemmiyetlidir.

"Kötülükler kazanmış olanlar ise; her bir kötülüğün karşılığı, kendi misliyledir. Bunları bir zillet sarıp kaplar. Onları Allah'tan (kurtaracak) hiçbir koruyucu yok. Onların yüzleri, sanki bir karanlık gecenin parçalarına bürünmüş gibidir. İşte bunlar ateşin halkıdırlar; orada süresiz kalacaklardır."(Yunus Suresi, 27)

MUSSOLİNİ'NİN AZMETTİRİCİSİ DARWINİZM'Dİ!

Benito Mussolini, İkinci Dünya Savaşı'nda dünyayı kana bulayan acımasız faşist liderlerden biriydi. Diğerleri gibi o da, uyguladığı katliamları, işlediği cinayetleri, savaş ve saldırganlığı savunan fikirlerini meşru gösterebilmek için DARWINİZM'den destek aldı.

Bu gerçekler bugüne kadar hep gizli kaldı. Dünya Mussolini, Hitler, Stalin, Lenin, Mao gibi insanlığa bela, ölüm, kan, acı, zulüm getiren insanları vicdanında yargıladı ve suçlu buldu. Ancak, perde arkasındaki asıl suçlu hiçbir zaman gündeme getirilmedi. Artık bugün, tüm bu katliamların, cinayetlerin, acımasızlıkların gerçek azmettiricisi olan Darwinizm'in "masum ve bilimsel" maskesi inmekte, asıl yüzü ortaya çıkmaktadır. Basiret ve fazilet sahibi Türk milleti, bilim, kültür, ilim ve ahlak yoluyla, tüm insanlığı Darwinizm'in karanlık yüzünün gösterdiklerinden kurtarmaya taliptir.


İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI'NIN ACI BİLANÇOSU

Toplam Ölü Sayısı: Yaklaşık 50 milyon ölü
Sovyetler Birliği, Nüfusunun Yüzde 10'unu kaybetti
Polonya, Nüfusunun Yüzde 19,7'sini kaybetti
Yugoslavya, Nüfusunun yüzde 10,6'sını kaybetti
Almanya, Nüfusunun Yüzde 6'sını kaybetti
Yunanistan, Nüfusunun Yüzde 8'ini kaybetti
İngiltere, Nüfusunun Yüzde 1'ini kaybetti
Çin'de 8 milyon kişi öldü
Japonya'da 2 milyon kişi öldü ve diğerleri…

FAŞİZMİN KAYNAĞININ DARWINİST ÖĞRETİLER OLDUĞUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?


Kanlı diktatörlerden Mussolini katı ve acımasızdı. Çünkü tarihteki itici gücün şiddet olduğuna ve savaşın devrim getireceğine inanıyordu. Mussoli'nin bu sapkın inancının temeli DARWINİZM'dir.

Hitler yıllarca tüm Avrupa'ya dehşet ve korku saldı. Çünkü insanların yarı gelişmiş bir hayvan türü olduğunu düşünüyor ve aşağı ırkların yok edilmeleri gerektiğine inanıyordu. Hitler'in katliamlarının nedeni DARWINİZM'dir.

Mussolini, Hitler ve Franco zulüm ve dehşet kaynağıydılar. Onlar öldü ancak öğretileri bugünkü dazlakları, holiganları, neo-Nazileri doğurdu. İnsanlar hala faşizmin getirdiği saldırganlığın, vahşetin ve acımasızlığın karanlık dehşetini yaşamaya devam ediyorlar.

Dünyayı kasıp kavuran faşist zulme "dur" demenin tek yolu Kuran ahlakının yaygınlaşmasıdır. Ve bu tarihi görevi yerine getirebilecek olan, şanlı tarihi ve yüksek ahlakı ile Türk milletidir.

FAŞİST LİDER FRANCO, YENİ ÜRETİLEN SİLAHLARI SAVUNMASIZ İNSANLAR ÜZERİNDE DENİYORDU!


20. yüzyılı kan gölüne çeviren faşist zalimlerden biri Franco idi. Franco İspanya'yı çok büyük bir iç savaşa sürükledi. Kardeşi kardeşe, babayı oğula düşürdü. Bu iç savaş boyunca günde ortalama 500 kişi öldü. Şiddet olaylarının, vahşi katliamların, toplu işkencelerin ve insanlıkdışı cinayetlerin ardı arkası kesilmedi. İç savaşta yaklaşık olarak 800 bin kişi, idamlarla ise 200 bin kişi Franco'nun talimatlarıyla öldürüldü.

Franco'ya en büyük destek ise Hitler ve Mussolini'den geliyordu. Franco, onlarla insanlık tarihinin en zalim ve en acımasız anlaşmalarından birini yapmıştı: Nazilere yeni silahlarını denemeleri için Guernica gibi bazı kasabaları hediye etmişti! Nazi teknolojisinin yeni bombaları bu küçük kasabalar üzerinde denendi.

Binlerce insanı, sadece silahlarının gücünü denemek için ölüme terk eden, binlercesinin sakatlanmasına, yaralanmasına sebep olan bu anlayış günümüzde de farklı şekillerde devam etmektedir. Bugün de faşist uygulamalar yüzünden insanlar ölüyor, ırkçı saldırılara maruz kalıyor ve insanlıktan uzak bir hayat sürdürmek zorunda kalıyorlar. İnsanların bir hayvan türü olduğunu ve ilerlemek için savaşmak gerektiğini iddia eden Darwinist-faşist felsefe zalim yönetimlerin tek dayanağı olmuştur. Bu felsefe ayakta tutulduğu sürece benzeri zulümler de devam edecektir.

Bu zulmü durdurabilecek, Darwinist-Faşist zulmün önüne geçebilecek iman ve vicdan sahibi, cesur ve kararlı bir millettir. Bugün yeryüzünde bu özellikleriyle dünyaya örnek olan Türk milleti'dir.

FAŞİST ZALİMLİKLERDEN DÜNYAYI KURTARMAK İÇİN, DARWINİZM'LE İLMİ MÜCADELE ŞARTTIR

Darwinizm'in güçlendirdiği zararlı ideolojilerden biri de faşizmdir. Darwin'in teorisi olan "hayat mücadelesinde zayıf olanların elenmesi, en uygun olanların hayatta kalması" faşistler tarafından bilimsel bir gerçek olarak kabul edilmiş ve dayanak yapılmıştır.

Böylece faşizmin zalim mantık ve uygulamaları sözde bir meşruiyet kazanmıştır.

Faşist ruha sahip insanlar kan dökmekten, savaşmaktan, kavgadan, rekabetten, kaba kuvvetten hoşlanırlar. Hitler, Mussolini, Franco ve diğer faşist liderlerin tarihleri incelendiğinde yapılan soykırımların, çıkarılan kanlı iç savaşların, halklara yapılan işkencelerin temelinde hep aynı faşist mantıkla karşılaşılır.

Son günlerde Filistin'de meydana gelen kanlı olayların temelinde de aynı faşist ruh yatmaktadır. Tanklarla sivil halkın üzerine yürümenin, ibadet yerlerine giriş yasağı getirmenin, 11-12 yaşlarındaki savunmasız çocukları sebepsiz yere öldürmenin başka bir açıklaması olamaz.

Bu nedenle bütün bu yapılan zalimliklerle mücadele edebilmenin yolu öncelikle Darwinizm'le mücadeleden geçmektedir. Eğer bunları normal karşılayan, hayatın doğal bir akışı olarak gören felsefelere zemin hazırlayan Darwinizm fikri ortadan kalkmazsa, insanlık savaştan, terörden, soykırımdan kurtulamaz. Ancak dünya milletleri bugün bu belalardan kurtulma arifesindedir. Vicdanlı Türk milleti Darwinizm'le ilmi mücadeleyi başarıyla yürütmektedir.

FAŞİSTLERİN İKİYÜZLÜ DİNDARLIĞI

Faşizm, Darwin'in evrim teorisine dayanan, dine şiddetle düşman, dinin öğrettiği bütün ahlaki değerleri ortadan kaldırmayı hedefleyen bir ideolojidir. Din, insana şefkati, merhameti, fedakarlığı, tevazuyu, affetmeyi, kanaatkarlığı öğretirken, faşizm acımasızlığı, kibiri, saldırganlığı, zalimliği, hırsı ve açgözlülüğü öğretir.

Ancak tarih boyunca çoğu faşist bu gerçeği gizlemeye ve kendilerini dindar gibi göstermeye çalışmıştır. Gerçekte birer ateist olan faşist liderler, bunu açıkladıklarında halktan tepki toplayacaklarını düşündükleri için dindar gibi davranmışlardır. Örneğin;

Faşizmin kurucusu olan Benito Mussolini iktidara gelmesinden önceki yıllarda da La Lima adlı gazetede "gerçek dinsiz" takma adıyla din aleyhtarı yazılar yazmış, ancak iktidara geldiğinde Vatikan'ın desteğini kazanmak için dindar bir havaya bürünmüştür. Mussolini'nin bu politikası gereğince, İtalyan çocuklara "Kutsal Papa'nın şahsında faşizme inanıyorum" diye yeminler ettirilmiştir.

Faşizmi İspanya'da hakim kılan diktatör Francisco Franco, "Falanj" adını verdiği ideolojiyle, kurduğu baskı rejimine dindar bir kimlik kazandırmıştır. Franco'dan esinlenen Lübnanlı Hıristiyanlar, "Falanjistler" adıyla örgütlenerek 70'li ve 80'li yıllarda Ortadoğu'yu kana bulamıştır.

Faşizmin 18. yüzyıldaki öncüsü olan Napoleon Bonaparte ise, gerçekte bir ateist olmasına rağmen iktidar için kendisini dindar göstermiştir. Öyle ki, "Napoleon, iktidara uzaklaştıkça ateizmi açıkça savunmaktan uzaklaşmış, ateizmi savunmaktan uzaklaştıkça da iktidara yaklaştığının, yerleştiğinin bilincine varmıştır." (İdeoloji Kuramları, S. Özbek, s. 43)

Dini sadece halkın sempatisini kazanmak için bir kisve olarak gören, gerçekte faşist bir ahlaka ve Darwinist dünya görüşüne sahip olan bu gibi kişiler, hangi ülkede yaşıyorlarsa o ülkenin dininden gözükürler. Budist bir ülkede Budist kimliğiyle, Hıristiyan bir ülkede Hıristiyan kimliğiyle, Müslüman bir ülkede Müslüman kimliğiyle ortaya çıkarlar.

Bu ikiyüzlülüğü teşhis etmek için, Kuran ahlakını hakkıyla bilmek ve kalbe sindirmek gereklidir.
Unutulmamalıdır ki, Avrupa'yı kasıp kavuran bu kanlı ideolojiler, Türk milleti içinde hayat bulamamıştır.

SOYDAŞLARIMIZA SALDIRAN NEO-NAZİLER DARWINİST IRKÇILIĞIN ETKİSİNDEDİRLER

Günümüzde başta Almanya'da olmak üzere ırkçı neo-Nazilerin Türkler'e karşı uyguladıkları tüm haksız muamele ve eylemler, ırkçılığa dayalı Türk düşmanlığından kaynaklanmaktadır. Bu ırkçılığın fikri tohumlarını atan kişi ise Charles Darwin'dir. Alttaki resimlerde de görüldüğü gibi neo-Naziler internetteki Stormfront adlı sitelerinde Darwin'i övücü ifadeler kullanmaktadırlar. Ayrıca Darwin'in Türk milleti hakkındaki yalanlarını kullanarak taraftarlarını eğitmektedirler.
Darwin'in kıymetli milletimizle ilgili hezeyanları 1.5 asırdır yaşanan acıların sebeplerindendir. Unutmayın, milletini seven her Türk vatandaşının bu ırkçı tehlikeye karşı uyanık olması şarttır.
Irkçı Stormfront sayfasında yer alan Charles Darwin'i övücü makalelere bir örnek:
"DARWIN'İ ONURLANDIRMAK İÇİN..."

Charles Darwin'in W.Graham'a yazdığı
3 Temmuz 1881 tarihli mektuptan:

"... Düşünün ki, birkaç yüzyıl önce Avrupa, TÜRKLER tarafından işgal edildiğinde, Avrupa milletleri ne kadar büyük risk altında kalmıştı, ama artık bugün Avrupa'nın TÜRKLER tarafından işgali bize ne kadar gülünç geliyor. Avrupa ırkları olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde TÜRK BARBARLIĞINA karşı galip gelmişlerdir. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, BU TÜR AŞAĞI IRKLARIN çoğunun medenileşmiş YÜKSEK IRKLAR TARAFINDAN ELİMİNE EDİLECEĞİNİ (YOK EDİLECEĞİNİ) GÖRÜYORUM."

ÖNCE ISIRGAN OTUNU TOPRAĞA AT, SULA VE GÜBREYLE BÜYÜT, SONRA "NİYE ISIRGAN OLDUN?" DE… İŞTE BU DARWİNİSTLERİN MANTIK BOZUKLUĞUNA BİR ÖRNEKTİR!

Dünyanın birçok ülkesi Darwinizm'i ve ondan gelişen materyalizmi resmi eğitim olarak yürürlükte tutmaktadır. Bu ülkelerde insanlara hayatın şiddete dayalı bir mücadele alanı olduğu, güçlü olanın ayakta kalacağı ve insanın sadece kendine karşı sorumlu olacağı öğretilmektedir. Bu eğitim nedeniyle okullar adeta komünist ve faşist üreten fabrikalar gibi çalışmaktadır. İnsan sevgisinden uzak, zalim, saldırgan, azgın, gözü dönmüş, çıkarcı nesiller yetiştiren bu ülkelerin kendi vatandaşları ile başları belaya girmiştir. Bunun en açık örneği, Darwinizm'in ana vatanı İngiltere'dir. Holiganlar, faşistler, komünistler, teröristler ülkeyi cehenneme çevirmekte, yöneticiler de bunun nereden kaynaklandığını çok iyi bildikleri halde sistemi düzeltmeye güç yetirememektedirler.

Bu ülkeler unutmamalıdırlar ki, ısırgan otlarını biçmekle ısırganlar tükenmez. Biçilen yerlerden daha gür ve çok dallı olarak gelişir. Çözüm, ısırganın kökünü yok etmektir. Darwinizm'den gelişen materyalizmin iki ürünü olan komünizm ve faşizm de ancak fikri mücadele ile yok olur. Yapılması gereken şey Darwinist düşüncenin kökünden koparılıp, tüm hayat damarlarının kesilmesidir.

Dünya toplumlarını bu büyük bataklıktan çıkarmaya aday olan millet, Türk milletidir. Vicdan sahibi Türk milleti, başlattığı büyük toplumsal hamleyle, tüm dünyada barışı, huzuru ve güzelliği hakim kılacaktır.

 

DARWINİZM'İN YETİŞTİRDİĞİ SUÇ MAKİNELERİ


Darwin'in sapkın teorisini yaymada en önemli yöntem "gizli ve dolaylı telkinlerle insanları bir Darwinist gibi yaşar ve düşünür hale getirmek"tir.

Darwinizm'in insana verdiği en önemli telkin ise, "kimseye karşı sorumlu değilsin, hayatını bir Yaratana değil aksine tesadüflere borçlusun, yaşamak için gerekirse diğerlerini ezmen gerekir, bu dünya çatışma ve menfaat dünyasıdır" yalanlarıdır.

Bu anlayışla yetiştirilen insanlar, zamanla hiçbir manevi değere sahip olmayan, vicdandan yoksun, şuursuz, suç işlemeye hazır robotlar haline gelirler. Bugün bunun en vahim örneği İngiltere'de göze çarpmakta, Darwinizm'i insanlığın başına bela eden İngiltere, yaptığı hatanın bedelini fazlasıyla ödemektedir.

Dazlakların, holiganların, sokak çetelerinin ve suç örgütlerinin sergilediği zulüm ve vahşet başta İngiltere olmak üzere bütün Avrupa'ya dehşet saçmaya devam etmektedir. Darwinist felsefeyle yetiştirdikleri bu suç makineleri, sonuçta Batılı devletlerin başına bela olmuştur.
Bu durumdan kurtulmanın tek yolu, Avrupa'nın yaptığı gibi iyi işleyen hukuk sistemleri ve mükemmel hapishaneler kurmak değil, aksine insanları bir hayvandan farksız gören Darwinist eğitimi ortadan kaldırmaktır.

Yüce Türk milleti Batılı ülkelerin düştüğü bu korkunç hataya düşmemiş, gençliğini Darwinizm'in pençesine bırakmamıştır. Her devirde vatanına ve milletine bağlı, manevi değerlerine sahip çıkan ve bunları herşeyin üstünde tutan vatan evlatları yetiştirmiştir. Müslüman Türk milleti bütün bu üstün özellikleriyle Avrupa'ya ve dünyaya önder olacaktır.

FAŞİZM, KOMÜNİZME KARŞI MI?


Güdümlü muhalefet; bir gücün, kontrol edebileceği bir oluşumu kendi elleriyle kurup, düşmanıymış gibi topluma sunmasıdır. Gerçekte o da aynı amaca hizmet eden bir koldur, sadece rengi değişiktir. Asıl tehlikeli olan da bu tür bir yapıdır, çünkü gerçek hüviyetini gizlemiştir.

Yıllarca faşizmin karşısındaki güç komünizm gibi gösterilmiştir. Oysa her ikisi de Darwinizm'den kaynak bulan iki materyalist akımdır. Ve gerçekte birbirlerinin güdümlü muhalefeti olan bu ideolojileri büyütenlerin amacı, insanlığı kaos ve bunalımlara sokarak, anarşi ve terörle isteklerine boyun eğdirtmektir.

Darwinist-materyalist fikir sistemleri, bu amacına pek çok ülkede ulaşmışsa da Türk milletinin yüksek seciyesi bunun kendi toplumunda oluşmasına izin vermeyecektir. Müslüman Türk milleti, gücünü Darwinizm'den alan bu ideolojilerin arkasındaki karanlık amacı görmektedir. Bilimsel olarak çökertilen Darwinizm'in sessizliğe gömülmesiyle bu ideolojilerin de tarihe karışacağını bilmektedir.

FAŞİZM KOMÜNİZMİ, KOMÜNİZM FAŞİZMİ YÜKSELTİR

Onyıllardır insanlık üzerinde kanlı ve tehlikeli bir oyun oynanıyor. Darwinizm'in "güçlü olan yaşar", "insan gelişmiş bir hayvandır, yaratılmamış ve tesadüfen gelişmiştir", "yaşam bir mücadele ve kavga arenasıdır" sloganları ile yetiştirilen gençler ya komünist ya da faşist oluyorlar. Birbirine öldüresiye kin ve nefret duymaları aşılanan bu insanlar sanki bir tahterevallinin iki ucuna yerleştirilmiş gibiler; tahterevallinin bir ucunda komünistler, diğer ucunda ise faşistler oturuyor. Biri yükselirken diğerini ezip aşağı indiriyor. Tahterevallinin iki ucunu destekleyen güç ise tam orta noktada duran Darwinizm.

Bu iki tehlikeli ideolojiyi yerle bir etmenin tek yolu ise ortalarında durup onlara destek sağlayan Darwinizm'in fikren çökertilmesidir.
Bunun yolu doğru ve iyi eğitimdir. Darwinizm'in acımasız orman kanunlarına göre değil de, Kuran'da gösterilen üstün ahlaka göre yetiştirilen gençler, dünyada barışın, huzurun ve refahın tesis edilmesine önemli katkıda bulunacaklardır. Yedi cihana nizam veren üstün ahlaklı Türk milleti, barış ve huzurun önderliğini yapacaktır.

20. YÜZYILDA FAŞİST VE KOMÜNİST ÜLKELERİN DÜNYAYA GETİRDİKLERİ BÜYÜK YIKIM, 21. YÜZYILDA TÜRK MİLLETİ SAYESİNDE BİRER BİRER ORTADAN KALKMAKTADIR



Hayatın, bir mücadele yeri olduğunu, sadece üstün ve güçlü olanların yaşamaya hak kazandıklarını, savaşların gelişmeye neden olacağını, insanlar arasında bazı ırkların daha üstün, diğerlerinin ise aşağı ırk olduklarını ve bir hayvan gibi öldürülebileceklerini iddia eden Darwinizm, bu özellikleri nedeniyle çok tehlikelidir. Ve 150 yıldır insanlığa büyük belalar getirmiştir.

20. yüzyıl boyunca Darwinizm'den destek bulan faşist ve komünist ülkelerin başlattıkları büyük savaşlar geride çok acı bir tablo bırakmıştır. Ve bugün onların izinden gidenler büyük vahşetlere imza atmaya< devam etmektedirler.

Sadece son 10 yıl içinde:

6 Savaşlar yüzünden 3 MİLYON çocuk hayatını yitirmiştir.
6 Savaşlar yüzünden 16 MİLYON çocuk sakat kalmıştır.
6 Savaşlar yüzünden 10 MİLYON çocuk psikolojik travma geçirmiştir.
Bunun yanısıra kadın, yaşlı, genç milyonlarca kişi hayatını yitirmiş, sakat kalmış, evlerinden uzaklaştırılmış, şehirler yıkılmış, ekonomiler felç olmuştur. 1995 yılında dünyada 45 milyon kişi mülteci olarak ve zor şartlarda hayatını devam ettirirken, bu sayıya son 5 yılda milyonlarca insan daha eklenmiştir.

Görüldüğü gibi Darwinizm savaşlarla birlikte, büyük belaları da getirmiştir.

21. yüzyıl ise bu acıların unutulduğu ve barışın hakim olduğu, neşenin, huzurun yaşandığı bir dönem olacaktır.

DARWINİSTLER'İN, DÜNYANIN BAŞINA BELA ETTİĞİ ŞEYTANİ FORMÜL ŞUDUR: "KOMÜNİZM FAŞİZMİ, FAŞİZM İSE KOMÜNİZMİ DOĞURUR."

Materyalist eğitimle yetişenler, dünyayı acımasız bir sisteme kilitlediler. Bu kilitlenmiş sisteme göre:

*Materyalist yetişen bir insan ya faşist ya komünist olur.

*Diyalektik materyalizme göre tez, anti-tezini doğurur. Dolayısıyla, komünizm faşizmi, faşizm komünizmi doğurur.

Dünyayı, faşist ve komünist diye ikiye bölen bu Darwinizm destekli materyalist düşünce, insanları kıyamete kadar birbirlerini katletmekle, kardeşi kardeşe kırdırmakla, yakıp yıkmakla, şiddet eylemleri, acımasızlık gösterileri yapmakla görevlendirmiştir. Bu zalim formülle 100 yılda milyonlarca insan katledilmiştir.


TERÖRÜN İDEOLOJİSİNİ FİKREN MAĞLUP ETMEDEN, TERÖRÜ DURDURMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR


Sivrisineklerden kurtulmanın en etkili yolu elbette ki bataklığın kökünden kurutulmasıdır. Aynı şekilde anarşi ve terörü yok etmek için de en etkili yol terörün ideolojisinin fikren çökertilmesidir. Dünyadaki terörün, anarşinin, kargaşanın temeli ise materyalizm, komünizm ve faşizm gibi ideolojilerdir.

Bu ideolojilerin tarihi geçmişleri, savundukları fikirler incelendiğinde –kimi zaman birbirlerine karşı görünseler de- ortak bir temele sahip oldukları görülür. Bu temel insanı hayvan gibi göstermeye çalışarak, insanlar arasında savaşı, çatışmayı, kavgaları meşru kılmayı amaçlayan Darwinizm'dir.

Darwinizm, milli ve manevi değerleri yok etmeyi hedefleyen, şiddeti teşvik eden bir beladır. Bu nedenle Darwinizm'in fikren çökertilmesi, bilimsel, sosyolojik ve siyasi alanlardaki sahtekarlıklarının anlatılması son derece önemlidir.

Türk milleti yüksek vicdanı ve imanı sayesinde bugüne kadar Darwinizm'in oyunlarına gelmemiş yegane millettir. Darwinizm'in dünyadaki yıkıcı etkisini ortadan kaldırmak ise elbette ki şerefli milletimizin misyonudur.

YERYÜZÜNDE BOZGUNCULUK, ANARŞİ VE TERÖRÜ ENGELLEMEK SAMİMİ BİR ÇABA İSTER. TÜRK MİLLETİ BU ÖNEMLİ GÖREVE TALİPTİR

Dünya devletlerinin birçoğu eğitim sistemlerinde materyalizme ve Darwinizm'e önemli bir yer ayırmakta, gençlere bunları öğretmek için milyonlarca dolar harcamaktadırlar. Daha sonra da ülkelerinde meydana gelen terör olaylarıyla mücadele etmek için yine milyonlarca dolar sarf etmektedirler. Bu, önce bir bataklık oluşturmak daha sonra da bu bataklıkta yetişen binlerce sivrisinekle cansiperane mücadeleye girişmek gibidir... Oysa terörü önlemek konusunda samimi iseler, öncelikle faşizmin, komünizmin, anarşizmin ve terörün temelini oluşturan, insanlığa "çatışma"yı, güçlülerin galip geldiği bir "yaşam mücadelesi"ni haklı gösteren materyalist-Darwinist eğitimden vazgeçmelidirler.

Milyonlarca doları, önce materyalizmin ve Darwinizm'in bilimsellikten uzak, hurafelerle dolu, gerçek dışı fikirler olduğunu öğretmek için kullansalar, sorun zaten kökten hallolacaktır. Bataklığı kurutmanın da, hatta en baştan oluşmasına engel olmanın da tek yolu, zalim ideolojilerin kaynağı olan Darwinizm'le fikri alanda yapılacak mücadeledir.

Allah dünyayı yaratmış, insanları dünyaya yerleştirmiş ve burada nasıl bir hayat sürmeleri gerektiğini de Kuran'la bildirmiştir. Eğer insanlar dünyada Allah'ın emrettiği gibi yaşamaz, İslam ahlakından yüz çevirirlerse bu durumda karşılaştıkları belalardan kurtulmaları mümkün olmaz. Toplumlar dini değerlerden, ahlaki meziyetlerden uzaklaştıkça bu gerçek her gün biraz daha yoğun olarak yaşanmaktadır. Unutmamak gerekir ki tüm bunlar, Allah'ın emrettiği ahlaktan uzaklaşan insanların kendi elleriyle yaptıkları dolayısıyla başlarına gelmektedir.

Tek kurtuluş vardır: Kanlı ideolojilerin ve inkarcı zihniyetin kökeni olan Darwinizm'in bilimsel yıkılışını tüm dünyaya duyurmak ve Allah'ın emrettiği güzel ahlakı yaşamaya ve yaşatmaya çalışmak…

YAKIN DÜNYA TARİHİ İHTİLALLERİN, SAVAŞLARIN, KAN, ZULÜM VE GÖZYAŞININ TARİHİDİR. BÜTÜN BUNLARIN ARKASINDA İSE DARWIN'İN ANLAMSIZ, DONUK BAKIŞLARINI YANSITAN RESMİNİ GÖRÜRÜZ


Materyalist toplumlarda insanlara çocuk yaşta materyalizm ve Darwinizm öğretilmeye başlanır. Bu yanlış eğitim, çocuk için acı ve zulümle sonuçlanacak bir yolculuğun başlangıcıdır. Lise ve üniversite yıllarına gelindiğinde ise, gençlere insanın gelişmiş bir hayvan cinsi olduğu, toplumlar arasında orman kanunlarının geçerli olduğu, güçlü olanların her zaman haklı da olsa zayıf olanları ezeceği, hayatın bir "yaşam mücadelesi" olduğu iyice benimsetilir. Bu Darwinist eğitimle yetişen gençler öğrendikleri hayat modelinin gereklerini uygulamaya başlarlar. Çünkü bu insanlar, hapishanelerin, çatışmaların, anarşinin, terörün, savaşların, ayaklanmaların, kargaşanın, zulmün, vahşetin, acımasızlığın, mazlumları ezmenin hayatın olağan ve kaçınılmaz gerçekleri olduğu şeklinde bir telkine maruz kalmışlardır. Oysa insanlar arasında doğal ve sıhhatli olan, barışın, huzurun, güvenliğin, kardeşliğin, dostluğun, samimiyetin, hoşgörünün, sevecenliğin, şefkatin, anlayışın, hürmetin hakim olduğu ortamlardır.

Materyalist-Darwinist eğitim kaos ve kargaşa oluşturur. Çözüm Kuran ahlakının yaygınlaştırılmasıdır. Bu belaları yeryüzünden silmek için her vicdan sahibi insan gibi sizin de sorumluluklarınız olduğunu unutmayın.

DARWINİSTLERİN HEDEFLEDİKLERİ TOPLUM

Darwinistler insanların hiçkimseye karşı sorumluluğu olmayan, başıboş varlıklar olduklarını iddia ederler. Bu sapkın düşünceye göre insanlar hayvanlardan evrimleşmişlerdir ve sözde hayvan ataları gibi orman kanunlarına göre yaşamalıdırlar. Yine bu yalana göre, dünyada sadece güçlüler ayakta kalacak, zayıflar elenerek yok olacaklardır.

Bu yalanlara uyulduğu takdirde ortaya çıkacak toplum, birbirleriyle şiddetle rekabet eden, vahşi bir mücadeleyi hedefleyen, bencil, acımasız, güzelliklerden zevk almayan insanlardan oluşacaktır.

TÜRK MİLLETİ'NİN ALLAH'IN İZNİYLE OLUŞTURDUĞU TOPLUM

Güçlü bir imana sahip Türk milleti ise, insanları bir hayvan gibi gören Darwinist düşüncenin tehlikelerinin farkındadır. Bu nedenle de vahşetin, şiddetin, her türlü belanın arkasında duran bu felsefeye karşı büyük bir fikri mücadele başlatmıştır.

20. yüzyılda bilim karşısında mağlup olan evrim teorisi, Türk milletinin gayretleriyle 21. yüzyılda tarihin sayfalarındaki yerini alacaktır. Böylece Türk milletinin hedefi gerçekleşecek, tüm dünyada sevgi, dostluk, huzur, güven ve barış  hakim olacaktır.



YILLARCA DARWINİST-MATERYALİST FELSEFE İLE YÖNETİLEN RUS MİLLETİNİN SONU TÜM DÜNYAYA İBRET OLMALIDIR

Rusya'da bugün belanın, derdin, sıkıntı ve zorluğun her türlüsü yaşanıyor. Halk aç ve işsiz, insanlar verem, AIDS gibi salgın hastalıklardan ölüyorlar, gençler uyuşturucu batağının içine saplanmış durumda, ahlaki dejenerasyon sürekli tırmanıyor.

Rusya'da yaşananlar, Darwinist-materyalist-komünist ideolojilerin koskoca bir ülke halkını ne hale getirdiğinin ibret tablosudur. Onyıllardır manevi değerlerden yoksun, Allah'ın varlığını inkar eden, insanları hayvan gibi, hayatı ise hayvanların hayatta kalma mücadelesi gibi gören felsefelerle yetiştirilen Rus milleti, büyük bir çöküşün eşiğinde.

Bu çöküşü ise Putin gibi komünistten dönme faşistlerin engelleyemeyeceği ortada.

Çözüm: Darwinist-materyalist felsefenin reddi ve Kuran ahlakının kabulüdür.

İnsanları Allah'ın yarattığı ruh sahibi varlıklar olarak tanıtan, insanlar arasında fedakarlığı, merhameti, şefkati, dayanışmayı esas kabul eden Kuran ahlakı, sadece Rus halkının değil, tüm dünyanın kurtuluşu ve refahı için tek çözümdür.

Türk milleti, aklı ve vicdanı ile tarih boyunca yanıbaşındaki Darwinist-komünist tehlikeden korunmayı bilmiştir. Tüm dünyayı bu tehlikeye karşı uyaran da yine Türk milletidir.

SATANİSTLERİN FİKRİ DAYANAĞI DARWINİZM'DİR

20. yüzyılda ne kadar sapkın ideoloji, fikir akımı ve inanış varsa, hepsi iddialarını ve dünya görüşlerini Darwinizm'e dayandırdılar. Hitler'den Stalin'e, Mussolini'den Satanistlere kadar hepsi Darwin'in görüşlerini benimsediler...

Satanist Kilisesinin önderlerinden Burton H. Wolfe, The Satanic Bible (Şeytanın İncili) isimli kitabın önsözünde şunları söylüyordu:
"Satanizm küstahca bencil, acımasız bir felsefedir ve şu inançlar üzerinde temellendirilmiştir: İnsanlar doğuştan bencil ve vahşi yaratıklardır. Yaşam en uygun olanların DARWINCİ mücadelesidir. Yalnızca güçlüler hayatta kalır ve dünya orman kanunlarına bağlı olarak, sürekli rekabet içinde savaşanlar tarafından yönetilecektir." (Burton H. Wolfe, The Satanic Bible Önsöz, San Francisco, 25 Aralık 1976)

Bu kitabın yazarı ise kitabın içinde "Şeytanın Dokuz Emri"nden dördüncüsünü şöyle açıklıyordu:

"Hepimiz içgüdüsel olarak yırtıcı hayvanlar değil miyiz? Eğer birbirleriyle mücadelesine tamamen son verilirse, insan yaşamaya devam edebilir mi?" (Anton Szandor LaVey, The Satanic Bible, s. 25, 33)

21. yüzyılda tüm dünya materyalizm, satanizm, komünizm, faşizm gibi Darwinizm'den güç bulan bütün sapkın ideolojilerden ve hurafelerden kurtulacaktır. Böylece dünyanın hiçbir yerinde masum insanların kanları dökülmeyecek, insanlar dehşet ve korku yaşamayacaklardır. Bu günler çok yakındır. Darwinizm'in bir hurafe olduğunu en başından teşhis eden milletimiz, karanlıklardan sonra aydınlığın gelişinde bir kez daha önderlik edecektir.

DARWINİZM'İN YETİŞTİRDİĞİ NESİLLERİN SONU MANEVİ ÖLÜMDÜR

Darwinizm'in sapkın inancına göre insan; Tesadüflerin, kaosun ve cansız maddelerin bir ürünüdür… Dolayısıyla hiç kimseye karşı sorumluluğu yoktur… Bir varoluş amacı da yoktur, başıboştur…

Üstelik henüz gelişimi devam eden, hayvanlardan biraz daha gelişmiş bir canlı türüdür… Hayattaki tek amacı karnını doyurmak, çoğalarak genlerini bir sonraki nesle aktarmak, ezilmeden hayatta kalmaya çalışmak ve bunlar için mücadele etmektir.
Darwinizm'in bu tarifine göre yetiştirilen insanlar dinsiz, inançsız, manevi değerlerden tamamen kopmuş, sevgi, saygı, fedakarlık, vefa, şefkat gibi güzelliklerden mahrum, acımasız, bencil, kolayca adam öldürebilen, çıkarcı, sanat, estetik gibi insan ruhuna hoş gelen güzelliklerden zevk alamayan toplumlar oluşturmuşlardır. Bu nedenle bu insanların yüzlerinde donuk, anlamsız, insaniyetsiz, karamsar ve karanlık ifadeler vardır.

İşte bu özellikler bu toplumların manevi ölümlerinin tablosudur.
Toplumlara güzel ahlakın, barış ve esenliğin, sanat ve estetiğin, huzurun ve güvenin hakim olması için, insanları manevi ölüme sürükleyen Darwinist–materyalist eğitimin kaldırılması, gençlere bilimsel gerçeklerin anlatılması şarttır. Türk milleti sahip olduğu yüksek manevi değerler ile bu toplumların içinde bulunduğu duruma düşmemiştir ve onları kurtaracak manevi güce sahiptir.

NEO-NAZİLER, DARWINİST BATAĞIN BİRER ÜRÜNÜDÜRLER

Komünist ve faşist yönetimler geçtiğimiz yüzyılı kana ve acıya boğdular. Bu iki ideolojinin eğitiminden geçen gençler ise liderlerinin izinden gidiyor ve aynı kanlı tarihi içinde yaşadığımız yüzyıl boyunca da yazmak istiyorlar. Dünyanın dört bir yanındaki komünist ve faşist örgütlenmelerle, türlü propaganda yöntemleriyle taraftar sayılarını artırmayı ve toplum üzerindeki etki alanlarını genişletmeyi hedefliyorlar. Kullandıkları yöntemlerin başında ise korku, yıldırma ve terör geliyor. Uyguladıkları vahşet ile insanlar üzerinde korku oluşturup, bu şekilde onları kendilerine destekçi hale getirmek istiyorlar.

Bu olaylardan biri geçtiğimiz aylarda Almanya'da ortaya çıkan bir vahşet! İnsanları gelişmiş bir hayvan türü olarak gösteren ve şiddeti meşrulaştırmaya çalışan Darwinist eğitimin ürünü olan Neo-Naziler, bir sinir ilacı ile bayılttıkları altı yaşındaki bir çocuğu, ilk önce öldürmüş, daha sonra da iç organlarını çalmışlar.

Bu, Neo-Nazilerin yaptıkları ne ilk eylem olmuştur, ne de son eylem olacaktır. Ancak önemli olan bu gençleri polisiye tedbirlerle durdurmaya çalışmak değil, içinden çıktıkları bataklığı toptan kurutmaktır. Bu bataklık Darwinist-materyalist eğitimdir.

Vicdan sahibi Türk milleti, tüm insanlığa çok büyük belalar getiren bu komünist ve faşist örgütlenmelerin, 21. yüzyıl için yaptıkları planları fark etmiş ve büyük bir kültür atağıyla bu belayı ortadan kaldırmaya karar vermiştir.

DARWINİZM ZAYIFLARIN, GÜÇSÜZLERİN, MUHTAÇLARIN EZİLEREK YOK EDİLMELERİNİ EMREDER


Darwinizm'e göre bir toplumdaki zayıf, güçsüz, fakir veya özürlü bireyler, o toplumun gelişmesini engelleyen ve mutlaka yok edilmesi gereken unsurlardır. Günümüzde, yoksullara, aç insanlara veya ihtiyaç içinde olanlara el uzatılmamasının, koskoca bir ülkenin açlığa ve sefalete terk edilmesinin, yetimlerin, kimsesizlerin, yaşlıların korunup barındırılmamalarının ardında Darwinizm'in bu zalim iddiası yer alır.

Darwinizm'in dünyada açtığı yaraların tamamen tedavi edilmesi, yetimlere, yaşlılara, çocuklara, muhtaç durumdaki tüm insanlara şefkatle, merhamet ve sevgi ile el uzatılabilmesi için tek çözüm Darwinist ahlak yerine dünyada Kuran ahlakının hakim olmasıdır.

Türk İslam ahlakı ile yetişmiş Türk milleti, vicdanı ve sağduyusu ile dünyayı Darwinizm'in getirdiği belalardan kurtaracak, dünyaya huzur ve güvenlik getirecektir.

OLİMPİYAT MEŞALESİNİ YAKAN ABORJİN ATLETİN HİKAYESİ: CATHY FREEMAN'IN ATALARINI DARWINCİLER KATLETTİ!



100 Vahşi şekilde katledilen Aborjin halkı

Darwinizm son 150 yıl içinde dünya üzerinde gerçekleşen pek çok zulüm ve katliamın gerekçesi oldu.19. yüzyılda dünyayı sömürgeleştiren Avrupalı güçler, Asyalı veya Afrikalı insanları Darwin'in teorisine göre "ilkel ırk" ilan ettiler. "Sosyal Darwinizm" adını verdikleri bu sözde bilimsel saçmalık uğruna, kanlı katliamlara giriştiler ve milyonlarca masum insanı gözlerini kırpmadan öldürdüler.

Bu vahşetlerin bir örneği, Avustralya kıtasının yerli halkı olan Aborjinlere karşı uygulandı. Olimpiyat meşalesini yakan Dünya şampiyonu atlet Cathy Freeman'ın halkı, Darwinist bilim adamları tarafından "yarı hayvan ilkel canlılar" olarak tanımlandı.

Darwinistler Aborjin kafataslarını Avrupa müzelerinde "maymundan insana geçiş formu" olarak sergilediler. Binlerce Aborjin, kafatası tacirleri tarafından öldürüldü ve kafatasları Avrupa müzelerine satıldı. 21. yüzyılda Avustralya hükümetinin, yaptığı büyük zulüm dolayısıyla Aborjinlerden RESMEN özür dilemesi gündeme geldi.
Eğer dünya şampiyonu Cathy Freeman bundan 150 sene önce doğsaydı, muhtemelen ya kendisini aşağı ırk olarak gören Avrupalılar tarafından bir hayvan gibi katledilecek, ya da kafatası tacirleri tarafından öldürülerek kafatası sergilenmek üzere Avrupa'ya satılacaktı.

Darwinizm ve materyalist felsefe,150 yıldır dünya üzerinde buna benzer sayısız vahşete sebep oldu. Günümüzde de Darwımizm'den destek bulan karanlık ideolojiler, insanlara zulmetmeye devam ediyorlar.

DARWINİST BİLİM ADAMLARI MASUM İNSANLARI KOBAY OLARAK KULLANIYORLAR



Charles Darwin'in insanın evrimleşmiş bir hayvan türü olduğu yönündeki iddiası sosyal yaşam üzerinde çok derin izler bıraktı. Çünkü bu düşünceye göre farklı ırklar, hastalar, zayıflar, fakirler, özürlüler evrimleşme sürecini tamamlamamış aşağı bir tür olarak görülüyordu. Evrimci bilim adamları yüzyıllar boyunca aşağı ırk olarak nitelendirdikleri yerli kabileleri vahşice katlettiler, üzerlerinde deneyler yaptılar, bir hayvan gibi sergilediler. Günümüz evrimci bilim adamları da atalarının izinden gidiyorlar ve masum insanları bilimsel amaçlı çalışmalarında kobay olarak kullanıyorlar.

Geçtiğimiz haftalarda gazetelerde, Afrika, Doğu Avrupa, Asya ve Güney Amerika ülkelerinin vatandaşları üzerinde yürütülen deneylerin ölümcül sonuçlar verdiği yönünde bir haber yer aldı. Bu haber menenjit salgınından yüzlerce insanın öldüğü Nijerya'daki bir kampta bazı yabancı doktorların pahalı ilaçları bedava dağıtmaları ile ilgiliydi. Ancak bu ilaçları ihtiyaç içindeki insanlara yardım etmek için vermiyorlardı. Amaçları henüz satış izni alamadıkları antibiyotikleri bu hasta ve çaresiz insanlar üzerinde denemekti.

İşte bu gibi acımasız uygulamalar, materyalist ve Darwinist eğitim alan insanların gerçek yüzünü gözler önüne sermektedir. Bu kişilerin, savunmasız ve çaresiz insanlara böyle acımasızca davranırken güç aldıkları sözde dayanak evrim teorisidir.

EVRİMCİLERİN İNSANLIK DIŞI UYGULAMALARI

 



Patrick Tierney'in ABD'li evrimcilerin insanlık dışı uygulamalarını anlatan kitabı.


ABD'li genetikçiler doğal seleksiyonu kanıtlamak için binlerce yerliyi öldürmüş

Darwinizm'in hiçbir bilimsel dayanağı olmayan bir aldatmaca olduğu, geçtiğimiz yüzyıl kanıtlandı. Darwinist'lerin evrimin delili olarak öne sürdükleri iddiaların ise ya bir aldatmaca ya da bir sahtekarlık ürünü olduğu ortaya çıktı.
Ancak, teorilerinin çöküşünü hazmedemeyen bazı Darwinistler, hala evrim teorisini yaşatma çabası içerisinde.
Ne var ki, önümüzdeki günlerde Amerika'da yayınlanacak olan bir kitap, ünlü bir Darwinist'in evrim teorisi uğruna yaptığı bir sahtekarlığı daha ortaya çıkarıyor.

Kitapta, Yanomami yerlileri üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan Darwinist Chagnon'un evrim teorisine dayanak sağlamak için son derece insanlık dışı bir yöntem izlediğinden bahsediliyor. Chagnon, Güney Amerika yerlilerinin vahşi eğilimleri olduğu iddiasına sahte deliller oluşturmak için yerliler arasında vahşi ortamlar oluşturmak için ödüller karşılığında dövüşler düzenlemiş. Hatta bu konuda kitaplar yazmış. California Üniversitesi'nde antropoloji bölümünde görev yapan Chagnon'un sahte bilgilerle dolu bu kitapları halen dünyanın dört bir yanındaki üniversitelerde ders kitabı olarak okutuluyor.

İşte Darwinizm'in insanları kandırmak için kullandığı yöntem budur. Önce asılsız bir teori ortaya atmak; daha sonra bu teoriye dayanak sağlayacak sahte deliller uydurmak! Ardından da sahte teoriyi sahte delillerle birleştirip insanlara bilimsel bir gerçekmiş gibi sunmak.
Darwinizm'in gerçek yüzünü tüm dünya öğreniyor.